Bizzat Rabbimiz, Kuran'ın indirilişini yadetmek için 1 gün (Kadir Gecesi) ve 1 ay (Ramazan Ayı) bize bahşetmiştir. (bakınız: Kuran-ı Kerim, Kadir Gecesi, Kadir Sûresi, Duhân Sûresi, 44/3-4; Ramazan Ayı, Bakara Sûresi, 2/185) Ayrıca bakınız: İslam'ın Tamamlandığı Gün, Mâide Sûresi, 5/3, 5; Hacc-ı Ekber Günü, Tevbe Sûresi, 9/3; Cuma Günü, Cuma Sûresi, 62/9; Miraç Gecesi, İsrâ Sûresi, 17/1; Haram Aylar ve Hac Ayları, Bakara Sûresi, 2/194, 197, 203, Mâide Sûresi, 5/2; Kurban Günleri, Hac Sûresi, 22/28; On Gece (Zilhicce 1-10), Fecr Sûresi, 89/2)
Yine Peygamberimiz (s.a.v.) Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Üç Aylar (Recep, Şaban, Ramazan), Berat Kandili, Aşure Orucu gibi özel günleri ümmetine bildirmiştir.
Ayrıca, Mevlid Kandili, Kutlu Doğum Haftası, Hicri Yılbaşı gibi bazı gün, gece veya haftalar da Peygamberimiz'den (s.a.v.) sonra benimsenmiş ve Ümmetçe kabul görmüştür.
Dünya İslam Günü ile maksat İslam'ı bir güne hapsetmek değildir (ki zaten böyle birşey de söz konusu bile olamaz), İslam'ı tüm günlerimize yaymaktır.
Dünya İslam Günü, kutsal bir gün değildir, kutsal (dini) bir gün olarak ilan edilmemiştir. İslam'ın tamamlanmasının ve İslami değerlerin -tüm insanlıkça- yâdedilmesi için gündeme getirilmiştir.
Elbette farklı kişilerin farklı bakışaçıları sözkonusu olabilecektir, fakat birilerinin diğerlerini -dini bir gerekçe olmadan- suçlaması doğru değildir. Hiçbirimiz Hz. Ebu Bekir (r.a.) değiliz; rivayete göre, Veda Hutbesi'nde bu ayet (Mâide 3) vahyedildiğinde sahabiler sevinirken Hz. Ebu Bekir (r.a.) gözyaşı dökmüştür. Bunun sebebini sorduklarında ise "Resûlallah'ın (s.a.v.) aramızdan ayrılması yaklaştı." demiştir. Elbette diğerlerini bu tavırlarından ötürü eleştirmemiştir, kendi bakışaçısını ve engin ferasetini yansıtmıştır. Aynı şekilde, bir başka rivayete göre bu ayet indirildiğinde Yahudiler de hüzne kapılmıştır ve Hz. Ömer (r.a.) ile konuşmalarında Müslümanlara gıpta ettiklerini belirtmişlerdir. Sonuç olarak, içerdiği hatıralar ve derin manalar sebebiyle, bizce bu gün değerlidir, önemlidir ve değerlendirilmelidir.
Dünya İslam Günü'nüz kutlu olsun, hayatınızın her günü İslam'la dolsun!..
******
Genel Bir Değerlendirme
Dünya İslam Günü ilan edildikten sonra, çoğu olumlu olmak üzere bazı olumsuz eleştiriler de aldık. Bu sebeple aşağıdaki açıklamayı yapmayı uygun buluyoruz:
Olumsuz eleştirilerde karşı çıkılan üç nokta var: 1. Kapitalist mantıkla veya bu mantığa hizmet edici şekilde hareket edildiği, 2. Neden BM'ye DE başvurulduğu, 3. Neden kendileriyle istişare yapılmadığı...
Öncelikle, elbette İslami bir hassasiyetle bu gün ilan edilmiş ve gündeme getirilmiştir. Bunun dışındaki iyiniyetimizle çelişen ve özellikle şahsileştirilen her iddia, suizan olacağından üzerinde durmak zaman kaybı olacaktır.
İkincisi, bu gün ilan edilmiştir ve sadece BM'nin (Birleşmiş Milletler'in) değil, diğer kurumların ve tüm insanlığın bu günü benimsemesi talep edilmiştir. Dikkat, onay veya izin istenmemiştir, bu girişimi benimsemeleri talep edilmiştir. Gereğini yapıp yapmamak onların sorunudur. Ayrıca bu talebe verecekleri cevap da onların yerini iyice belli edecektir. Yani "Niçin bir de BM?" sorusuna kısaca şöyle cevap verilebilir: Büyük ihtimalle BM bunu kabul etmeyeceği için, niçin kabul etmediğini düşündürtmek için!..
Üçüncüsü, birileri kabul etmese bile bu gün İslam Günü'dür. İslam'ın tamamlanma günüdür. Tıpkı Kuran'da bahsedildiği gibi (5/3, 5). Yine tıpkı Kuran'da bahsedilen diğer bazı günler gibi. Dolayısı ile apaçık bir gerçeği tartışmanın gereği de yoktur. Ayrıca insanların veya müslümanların ortak bir noktada buluşması kolay değildir. Bir atasözü ile özetleyelim: Eşeğin kuyruğunu kalabalıkta kesme; kimi uzun der, kimi kısa! (Eleştirilerde de bu durum açıkça gözlenmiştir.)
Burada gözden kaçırılan bir nokta da şudur; hedef, sadece Müslümanlar değil tüm insanlardır. Veda Hutbesi ve İslam sadece Müslümanlara değil, tüm insanlara seslenir. Yani bu gün genelde tüm insanlar ve özelde tüm Müslümanlar için gündeme getirilmiştir. Herkesin takdir edeceği üzere, tüm insanların da ortak bir noktada buluşturulabilmesi mümkün değildir.
Öte yandan, zaten bu gün gündeme getirilmekle istişareye açılmıştır. Şunu da belirtmek gerekir ki, görüşülen veya bu günden haberdar edilen kişilerin büyük çoğunluğu destek vermiştir, bu günü benimsemiştir ve bu girişimi faydalı bulmuştur.
Ayrıca, kapitalizm gerekçesiyle, kapitalizmin tüketim mantığını destekleyeceği savıyla İslami açıdan mübah bir davranışa karşı çıkmak meşru mudur?.. Peki böyle bir gün olmadığında kapitalist tüketim, İslami değerleri kullanmayacak mı, kullanmıyor mu? Sırf bu gün sebebiyle mi kullanacaktır? Mesela yılın 11 ayı İslami değerlere saldırıp da Ramazan Ayı'nda dini eser veya dini program yarışına giren medya, kapitalist mantıkla mı hareket ediyor, yoksa İslami duyarlılıkla mı? Yine mesela kapitalist mantık bayramları tatil olarak görebilir fakat bu sizin bayramları reddetmenizi gerektirmez; üzerinize düşen bayramı bayram gibi yaşamaktır, tatil gibi değil. Örnekler çoğaltılabilir.
"Hatalarımı bir hediye gibi önüme getirene Allah merhamet etsin." Hz. Ömer
Yapıcı eleştiriler için teşekkür ederiz. Vesselam.